► Arşiv
FSMVÜ | Türkiye - Hollanda Diplomasi Krizinin Değerlendirmesi
Türkiye - Hollanda Diplomasi Krizinin Değerlendirmesi

Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Betül Sayan Kaya’nın Maruz Kaldığı Muameleye İlişkin Hukuki Değerlendirme

Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Betül Sayan Kaya, vatandaşlarıyla Rotterdam’daki Türk Başkonsolosluğunda Türkiye’deki referandum hakkında görüş alışverişinde bulunmak üzere Almanya sınırından kara yoluyla Hollanda’ya giriş yapmıştır. Konsolosluğun 20-30 metre kadar yakınında Hollanda polisi tarafından durdurulmuş, kolluk güçleri tarafından ülkeyi terk etmesi aksi halde “kendisi için iyi olmayacağı” beyan edilmiş, Bakan’ın direnmesi üzerine arabasının çekici marifetiyle götürülmesine teşebbüs edilmiş, bunun üzerine Bakan, arabayı terk etmiş ve ardından Hollanda Hükümeti tarafından persona non grata (istenmeyen adam) ilan edilerek kolluk güçleri tarafından rızası hilafına Almanya sınırına götürülmüş ve Almanya sınırındaki karakolda bir buçuk saat bekletildikten sonra Hollanda topraklarından çıkarılmıştır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki Sayın Kaya, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir kabine üyesidir ve bu yönüyle 1961 tarihli Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi’ne göre diğer ülkelerde tıpkı büyükelçiler gibi diplomatik ayrıcalık ve bağışıklıklara sahiptir. Sözleşme’nin 29. maddesine göre hiçbir şekilde gözaltına alınamaz veya tutuklanamaz. Uluslararası hukuka göre bir kişiyi persona non grata ilan etmek kabul eden devletin takdirindedir.

Uluslararası andlaşmalar ve teamül hukukuna göre bu kimseye kendi imkânlarıyla ülkeyi terk etmesi için makul bir süre (uygulamada genelde 24-48 saat arasında değişmektedir) tanınması gerekir. Bu süre zarfında persona non grata ilan edilen kişinin diplomatik ayrıcalık ve bağışıklıkları devam eder ve zorla sınır dışı edilemez. Persona non grata ilan edilen bir başka devletin bakanının kolluk marifetiyle zorla sınır dışı edilmesi, 1961 tarihli Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi’nin ruhuna ve uluslararası teamül hukukuna aykırılık teşkil etmektedir.

Bakan Sayın Fatma Betül Sayan Kaya’ya yapılan müdahale, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Ek Protokollerinde düzenlenen bazı haklarını da ihlal etmiştir. AİHS 4. Protokol 2. maddesinde düzenlenen serbest dolaşım özgürlüğü, demokratik bir toplumda gerekli olmayan şekilde kısıtlanmıştır. Her ne kadar ulusal güvenlik ve kamu düzeni gibi geniş gerekçelere dayanarak bu hakkın sınırlanabileceği doğru ise de mezkûr maddenin 3. fıkrasında belirtildiği üzere bu sınırlamanın demokratik bir toplumda zorunlu tedbirler olarak değerlendirilebilir olması gerekmektedir. Barışçıl bir yolla yurt dışındaki vatandaşlarıyla iletişim kurmak için AİHS’ye ve ilgili Protokol’e taraf bir devlete gelen Sayın Kaya’nın bu girişiminin engellenmesinin, kamu düzenini korumak için orantılı bir araç olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Zaten ziyaretin iptalinin, ziyaretin gerçekleşmesi halinde ortaya çıkması kesinlikle beklenmeyen görüntülere sebep olması, bunun kamu düzenini korumaktan ziyade iç siyasete dönük bir tedbir olduğunu göstermektedir. Bu sebeple demokratik bir toplumda zorunlu olmayan, idarenin keyfi bir uygulamasına maruz kalınmıştır. Hatta serbest dolaşım özgürlüğüne yapılan bu müdahalenin ağırlığı dolayısıyla, AİHM’nin yerleşik içtihadında işaret edildiği üzere, özgürlük ve güvenlik hakkının düzenlendiği madde 5 kapsamında değerlendirilmesi dahi ihtimal dâhilindedir.[1]  Mahkeme, özgürlükten yoksun kalma değerlendirmesinde şu objektif faktörleri göz önüne almaktadır: Sınırlanan alanın dışına çıkabilme imkânı, kişi üzerindeki kontrolün seviyesi ve sosyal irtibat imkânı. Sayın Kaya’nın konsolosluk binasına girişi bir yana Başkonsolosla dahi görüşmesinin engellenmesi, aracından inmeyi reddetmesi halinde bir çekiciyle aracı içinde sınır dışı edileceğinin bildirilmesi ve polis nezaretinde zorla sınır karakoluna götürülmesi uygulamaları, söz konusu ağırlık eşiğinin aşıldığına ilişkin işaretler olarak görülmeli ve madde 5(1) anlamında özgürlükten yoksun kalmaya dönüştüğü kabul edilmelidir. Her ne kadar madde 5/1(f), hakkında derdest bir sınır dışı ya da iade işleminin olması nedeniyle yasaya uygun olarak kişinin yakalanması veya tutulmasına cevaz verse de diplomatik teamül kurallarına göre persona non grata ilan edilen Sayın Kaya’ya ülkeyi terk etmesi için makul bir süre tanınması, ancak bu süre sonunda ülkeyi terk etmeyi reddetmesi halinde zorlayıcı tedbirlere başvurulmuş olması gerekirdi.

4. Protokol’ün 2. maddesi özelinde yapılan yukarıdaki değerlendirme ile paralel olarak Sayın Kaya’nın AİHS madde 10’da düzenlenen ifade özgürlüğü hakkının da orantısız ve demokratik bir toplumda zorunlu olmayan tedbirlere başvurmak yoluyla ihlal edildiğinin belirtilmesi gerekir. Ülkesindeki referandumda oy kullanma hakkı bulunan vatandaşlarıyla görüş alışverişinde bulunmak için Hollanda’ya giden Sayın Kaya’nın özgürlüğüne gösterilmeyen tolerans ve saygının, AB’nin terör örgütleri listesinde yer alan PKK’nın organizasyonlarına gösterilmesinin hukuken bir izahı yoktur. Bu da müdahalenin siyasi saikinin ortaya konulması bakımından hayli önemlidir.

Türk Maslahatgüzarının Maruz Kaldığı Muameleye İlişkin Hukuki Değerlendirme

1961 tarihli Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi madde 1(a)’da “misyon şefi” gönderen devlet tarafından bu sıfatla hareket üzere gönderilen şahıs olarak tanımlanmıştır. Hollanda’daki Türkiye maslahatgüzarı mezkûr Sözleşme’nin 14/1(c) maddesinde belirtildiği üzere misyon şefi kategorisindedir ve madde 14/2’de belirtildiği üzere sınıfları arasında bir fark gözetilmeksizin misyon şefine tanınan tüm ayrıcalık ve bağışıklıklardan yararlanır. Dolayısıyla, kabul eden devlet, bir maslahatgüzara, bir büyükelçiye yapacağı muameleden farklı şekilde davranamaz. Sözleşme’nin 26. maddesine göre kabul eden devlet, milli güvenlik nedenleriyle girişi yasaklanan veya kurallara bağlanan bölgeler hakkındaki kanun ve nizamları saklı kalmak şartıyla ülkesinde misyonun bütün üyelerine hareket ve seyahat serbestliği sağlayacaktır. Bu hüküm, kabul eden devlete sadece misyon üyelerinin hareket ve seyahat serbestisini engellememe değil; aynı zamanda misyon üyelerinin bu serbestiden tam olarak yararlanması için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğünü de içerir. Ayrıca Sözleşme’nin 29. maddesinde misyon üyelerine kişisel dokunulmazlık tanınmıştır. Buna göre misyon üyeleri hiçbir şekilde gözaltına alınamaz veya tutuklanamaz. Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Betül Sayan Kaya’nın ifadesine göre Türk maslahatgüzarı, kendi isteği hilafına, hareket özgürlüğü kısıtlanarak polis merkezinde alıkonulmuştur. Bu işlem Hollanda makamlarınca her ne şekilde nitelenirse nitelensin gözaltı niteliğindedir ve 26. ve 29. maddenin açık ihlalini teşkil etmektedir.

Bunun yanında, 29. maddede düzenlenen bir husus da ka­bul eden devletin, misyon üyelerine gereken saygıyı gösterme ve şahsına, özgürlüğüne ve onuruna yönelik herhangi bir saldırıyı önleme yükümlülüğüdür ve bunun için uygun tüm önlemleri alması gerekliliğidir. Olayların seyrine bakıldığında Türk misyon üyelerinin Konsolosluk binasına ulaşmalarının engellenmesi suretiyle kaba bir müdahaleye maruz kaldıkları ve bu sebeple 29. maddede belirtilen saygılı muamele yükümlülüğünün ihlal edildiği görülmüştür.

Türk Konsolosluk Mensuplarının Maruz Kaldığı Muameleye İlişkin Hukuki Değerlendirme

Hollanda ile yaşanan krizdeki bir diğer uluslararası hukuk ihlali de Rotterdam Başkonsolosu Sadin Ayyıldız’ın Hollanda makamlarından gördüğü muameledir. Bilindiği gibi olay günü Rotterdam Başkonsolosluğu Hollanda polisi tarafından abluka altına alınmış, Başkonsolos ve diğer konsolosluk personelinin konsolosluktan çıkması ve dışarıdan konsolosluğa girişler engellenmiştir. Hâlbuki konsolosluk faaliyeti kapsamında 1963 tarihli Konsolosluk İlişkileri Hakkında Viyana Sözleşmesi madde 36/1(c)’de belirtildiği üzere konsolosluk memurları, hapsedilmiş, önleyici mahiyette veya herhangi bir şekilde gözaltına alınmış gönderen devletin vatandaşlarını ziyaret etmek, onlarla görüşmek hakkına sahiptirler. Hollanda topraklarından sınır dışı edilmek üzere kolluğun zorlayıcı tedbirlerine maruz kalan gönderen devletin Bakanı ile Başkonsolosun görüşmesinin engellenmesi, bu maddenin açık ihlali niteliğindedir. Bunun yanında genel anlamda 34. maddede belirtilen konsolosluk mensuplarının seyahat serbestisinin de ihlal edildiğinin belirtilmesi gerekir. Konsolosluk memurlarına gösterilmesi gereken saygı ile muamelenin Başkonsolos Ayyıldız’a gösterilmemesi ve saygınlığını ve özgürlüğünü hedef alan bir saldırıya maruz kalması 40. maddenin ihlalini teşkil eder.

Sonuç olarak, söz konusu krizde Hollanda Hükümeti’nin yukarıda tespit edilen uluslararası diplomasi hukukunun ve insan hakları hukukunun birçok hükmünü ihlal ettiği tespit edilmiştir.

 


[1] Engel and Others v. the Netherlands, 8 June 1976, § 58, Series A no. 22;

Gillan and Quinton v. the United Kingdom, no. 4158/05, § 56, ECHR 2010 (extracts).




HIZLI MENÜ HAVA DURUMU
Online Kurumsal
İşlemler
İnsan Kaynakları
SKS
Kalite
Yönetim Bilgi Sistemi
Uluslararası
Ofis
FSM SEM
ALUTEAM
KURAM
FSM
TÜMER
Kariyer
Merkezi
Kütüphane
İngilizce Hazırlık
Programı